Asklepios Kimdir

 

 

     Yunan mitolojisi’nde tıbbın ve sağlığın tanrısı olarak kabul edilen “Asklepios”; Apollon ve Koronis’in oğlu, Hygieia, Meditrina, Iaso, Aceso, Aglæa ve Panacea’ nın babasıdır. Aşık olduğu Teselya Kralı’nın kızı Koronis ondan hamile kalır. Ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken Koronis,  Arkadia’lı İskhys  ile Apollanun  aşkına ihanet eder  ve karnında Apollon’un çocuğunu taşıdığı halde İskhys  ile evlenir. Bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir. Apollon bunu duyunca çok üzülmüş, öfkelenmiştir. 
  Apollon kendisini aldatan sevgilisi ve kocası İskhys’in öldürülmelerini ister ve cezalandırma  görevini de  kardeşi Artemis‘e verir. Artemis, onları odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. Yakılan ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur.
      Koronis’in cesedi yarı yanmış haldeyken Apollon gelir ve onu alevlerin arasından çıkarır, Koronis’in karnını yardırarak oğlunu kurtarır ve çocuğu yetiştirmesi için at adam Kheiron’a  verir.
   Asklepios’a hekimlik sanatını öğreten Kheiron,  doğanın içinde yaşayan, doğanın gizemleriyle donanmış bir varlıktır. Kheiron’un açık havada, güneşin altında şifalı otlardan ve sulardan yararlanma yollarını çok iyi bilmesi, Asklepios’ un usta bir hekim olarak yetişmesini, hekimliğin ve cerrahlığın tüm bilgilerini öğrenmesini sağlar..
        Asklepios, elindeki asasını (bu asa tıbbın simgesi olan yılan dolanmış asadır) yanından hiç ayırmaz, gittiği her yere taşır, yorulduğu zaman da ondan destek alır. İyileştirme konusunda daha da öteye giderek, ölüleri bile diriltmeye çalışır. Efsaneye göre: Tanrıça Athena , Gorgo canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve Asklepios’a vermiştir.Yine efsaneye göre Gorgo’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan vardır. Asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş, hatta Zeus’un atları tarafından parçalanan Hippolytos’u da diriltmiştir. Ancak insanların ölümsüz olması fikri Zeus‘un iktidarını sarstığı gibi, yer altınının tanrısı Hades’i de  çok kızdırmış ve Zeus’u bir şeyler yapması konusunda kışkırtmıştır. Zeus da Asklepios’un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüştür. Derler ki; o an Asklepios’un elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş, yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış ve orada da her derde deva sarımsak bitmiş. Asklepios öldürülünce, Apollon da Zeus’a  yıldırımları bağışlayan Kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü alır.
     Asklepios’un, hastalarını düşlerinde iyileştirdiği ya da dertlerine çare önerdiğine inanıldığı için, pek çok hasta onun tapınaklarında uyumaya gelir, onuruna birçok yerde şölenler düzenlenirdi. Yine bir efsaneye göre Asklepios büyük bir yılan kılığına girerek, İtalya’yı korkunç bir veba salgınından kurtarmış. Asklepios’un simgeleri arasında; değneğe sarılmış yılanlar, çam kozalakları, defne dalları, keçi ve köpek sayılabilir. Asklepios heykellerinde sakallı elinde yılan sarılı asa, ayağında büyük sandallar ile görülür.
     Asklepios’un yok oluşundan sonra hekimlik sanatını kızı Hygieia (sağlığı koruma tanrıçası) ve oğlu Teosphor (iyileşme tanrısı) “Asklepiades”  adında bir lonca düzeni içinde sürdürmüşlerdir.  Atina’da,  Bergama’da, İzmir’ de Asklepios adına tapınaklar kurmuşlardır.
        Asklepios adına yaptırılan tapınakların bulunduğu yerlerde kurulan sağlık yurtlarının en ünlüleri; Trika, Rodos, Epidavros, Bergama ve İstanköy’dür. Bergama’da bulunan ve  “Asklepion” adıyla bilinen sağlık sitesi antik Yunan dünyasındaki üç büyük sağlık sitesinden biri olarak kabul edilir.
Asklepion
    Asklepion adı Apollon’un oğlu olan ve mitolojide sağlık Tanrısı olarak bilinen Asklepios’tan gelmektedir. O dönemde değerli hekimlerinin yetiştiği bir tıp okulu olan Asklepion,  Dünyanın ilk sağlık merkezlerinden biridir.  M.Ö.4’üncü yüzyılda yapılan, M.S. 5′inci yüzyıla kadar kullanılan ve kapısında “Ölümün girmesi yasaktır” yazan Bergama’ da ki Asklepion yine o dönemde; doğal bitkisel tedaviler, müzikle tedavi, meditasyon, çamur banyoları, şifalı sularla tedavi, masaj, su sesi, aromaterapi ve drama yöntemlerinin uygulandığı bir şifahane idi. Aynı zamanda dünyanın ilk psikiyatri hastanesi olduğu kabul edilir. Asklepion’ da uygulanan bu tedaviler günümüzde güncel tedavi yaklaşımları arasında giderek daha büyük bir önem kazanmaktadır.
      Asklepion’a şifa aramaya gelen hastalar önce bir avluda kabul edilir, muayeneleri yapılır, tanıları konur ve sadece iyi olacağı düşünülen hastaların Asklepion’a girmelerine izin verilirdi, Negatif enerjinin girmesini engellemek ive diğer hastaların moralini yüksek tutmak  için ölümcül hastalar Asklepion’a alınmazdı. Tedaviye önce temizlikle başlanır ve hastalar Asklepion’un ortasından çıkan ve kutsal olduğuna inanılan şifalı sularla yıkanırdı.  Asklepios sağlık yurtlarında, tanrının büyük bir heykeli bulunur. İyileşmek isteyen hasta görkemli heykelin önünde durur ve iyileşmek için dua eder, dilek diler ve adak yapardı. Daha sonra da uykuda görülen rüya yorumlanarak telkin yöntemi ile hastaların tedavisine devam edilirdi. Bazı durumlarda ameliyat uygulanırdı. Yararlı bitki ve otlardan yapılan ilaçların yanı sıra müzikle tedavi, drama gibi tedavi yöntemlerinden de yararlanılırdı. Normalde bir hastanede olmasını beklediğimiz bölümler dışında tiyatro, kütüphane, spor alanları gibi bölümler olan Asklepion’da yapılan tedavilerde oldukça faklıydı.  Hastalar tedaviye (sağlıklı olmaya) aktif olarak katılıyorlardı ve tedavi, öncelikle telkin ve arınmaya dayanıyordu .
     Asklepion’da bugün holistik bakım olarak uyguladığımız bakımla, cerrahi ve medikal tedavi birlikte uygulanmakta olduğundan hastalar bedensel ve ruhsal olarak şifa buluyorlardı.
    Bu merkezlerde yetişmiş Hipokrat ve Galenos gibi iki büyük hekim sayesinde ise hekimlik sanatı o dönemlerden başlayarak günümüze kadar yol almıştır.

“Asklepion’da kutsal olduğuna inanılan kaynak suyu bugün halen akmaktadır.”

Yoruma kapalı.